Merhabalar...
Yine, yeni bir blog girişimi ile karşınızdayım. Bir heves ile başlayan ve başladığı yerde kalan bir önceki blog girişimimden burada bahsedip de gelişme, sonuca gelemeden, daha giriş aşamasında ne sizin ne kendimin hevesini kırmaya pek niyetim yok. Ancak bu, öncekine benzesin, yarım kalsın istemiyorum. Çünkü bu defa en büyük tutkumdan, gezmekten, gezmekten ve yine, sadece gezmekten bahsetmek istiyorum...
Korkarım ki "En çok ben gezmeliyim, en çok ben görmeliyim, küçüğünden büyüğüne, güzelinden çirkinine, tüm şehirleri tüm ülkeleri ben görmeliyim, ben!!!" derken bir gün ölüp gideceğim. Ama bu sahiden böyle. Küçüğünden büyüğüne, güzelinden çirkinine, tüm şehirleri tüm ülkeleri görmek, gezmek istiyorum. Şartlar el verdikçe de kazandığım parayı, son kuruşuna kadar, sadece gezerek harcamak istiyorum.
Geçireceğim zamanı en efektif şekilde kullanabilmek, minimum zamanda maksimum verim elde edebilmek, döndüğümde "aaaa bak bunu yapmamışım tuh" dememek adına, bir ülkeye gitmeden evvel araştırmanın tadını kaçıran, daha gitmeden şehri ezberleyen ben, gittiğim yerlerde az blog mağduru olmadım. Gerek yanlış yönlendirmelerden, gerek objektif olmayan yorumlardan birçok kere nasibimi aldım. Ondandır ki burada yazacağım her bir yazı, sade ve sadece en doğruyu içerecek. Okuyan bir kişinin ilgi alanında ise "aaaa muhakkak gitmeliyim" deyip gidilecek yerler listesine eklemesini, değil ise "bura bana göre değil, gitmem!!" deyip en net ama en pişman olmayacağı kararı verebilmesi için yardımcı olabilmek istiyorum.
Çok ülke gördüm, çok şehir gezdim... Hangisine daha aşık olduğuma karar veremediğim onlarca şehir var. Artık yazmamak, paylaşmamak, tavsiye etmemek büyük ayıp diye düşündüm. Dünya harikası şehirlere sadece turist olarak gitmek durumunda olan bizlere paylaşma, tavsiye etme konusunda büyük görev düşüyor. Bilhassa biz gezmeyi sevenler, ancak bu tavsiyeler ile turistik bir geziyi unutulmaz bir tatile dönüştürebiliriz.
Gezmeye bu kadar tutkunken belimi çok büken tarif edilemez bir uçak fobim var (Annem bu fobiye şükrediyor, eğer olmasaydı yüzümü hiç göremeyeceğini söylüyor :) ). Gelin görün ki uzun süredir başlamak istediğim ancak bir türlü başlayamadığım bloğumun ilk yazısını, o büyük fobinin tam içinde, bulutların üstünde yazmak kısmet oldu.
2006'da İstanbul'dan otobüsle yola çıkıp tüm Avrupa'yı gezdiğimiz turumuzdan, 1 yıl yaşadığım ve aklımı bırakıp döndüğüm Amerika'dan, aşk dolu geçen bir Milano'dan ve daha nicelerinden bol bol, uzun uzun, dosdoğru bahsetme vakti...